» Kastamonu Ili Tosya Ilçesi Bayat Köyü Yard., Dayn. ve Kült. Dernegi
---[BaYaTKoYu.NeT]---
Yaklaşım İnşaat Metal Nakliyat Turizm San. Tic. Ltd. Şti.
Anasayfan Yap Favorilerine Ekle E-Posta Tavsiye Et İletişim Rss
   
   
   
Üyelik Kullanıcı Adı :  Şifre :  Hatırla :    
 
 
Menü
Ana Menü
» Ana Sayfa
» Forumlar
» Haberler
» Dosyalar
» Köşe Yazıları
» Yazilar
» Ziyaretçi Defteri
» Kan Bankası
» Hadisler
Köyümüz
» Tarihimiz
» Resimler
» Videolar
» Mezarlık
Eğlence
» Oyunlar
» Puan Durumu
» BYT Radyo!
Uye Menusu
» Hesabim
» Mesaj Kutum
» Arkadaş Listem
» Forum Aboneliğim
» Admine Ilet
» Üyeler
» Banlı Üyeler
Yönetim
» Site Yöneticileri
» İlanlar
» Moderatörlük Başvuru Formu
» Dernek Yönetimi
» Dernek Üyelerimiz
Araçlar
» BayatKoyu.Net Arama
» Son Değişiklikler
» Baglantilar
» Reklamlar
BaYaTKoYu.NeT
Köşe Yazıları
Duyuru...

Yazar
Şakir KAPAN
  Merhaba KASTOMONU TOSYA BAYAT KÖYÜ KALKINMA VE DAYINIŞ »Devamı
BİZ TARİHİ MİRASLARI

Yazar
İDRİS ÇELİK
Kastamonu gerçekten tarihin en derinliklerinden gelen hali ile gön&u »Devamı
Mirac’ın yolu Taif’t

Yazar
--
Mirac’ın yolu Taif’ten geçer İsra ve Mi'rac, Allah Te »Devamı
TÜRKİYE'NİN Yer

Yazar
İdris ÇELİK
Maden rezervi açısından dünyanın en ze »Devamı
Sende Yaz Gönder
BaYaTKoYu.NeT
Anket
Hangi takımlısınız ?
GS(56%)
FB(25%)
BJK(10%)
TS(6%)
DİĞER(0%)
1247 - Katılım
( Sonuçlar )
BaYaTKoYu.NeT
Hava Durumu
Kastamonu İstanbul
BaYaTKoYu.NeT
Site emlak gayrimenkul danışmanlğı
» Mirac’ın yolu Taif’ten geçer

Mirac’ın yolu Taif’ten geçer


İsra ve Mi'rac, Allah Teâlâ’nın Peygamberine olan en büyük lütuf ve ikramlarından birisidir. Henüz dünyada iken onu ulaştırdığı en büyük makamlardan bir makamdır. Allah Azze ve Celle, her zaman kendisiyle beraber olduğunu, kendisini asla kâfirlerin insafına terk etmeyeceğini, kâfirler karşısında asla yalnız bırakmayacağını Resûlüne bu şekilde göstermişti.




İsra ve Mirac denilince nedense benim aklıma hemen Taif gelir. Taif denilince de, daveti reddedilen, reddedilmekle kalınmayıp taş yağmuruna tutulan, ayakkabılarının içi kanla dolan bir Rasûl (s.a.v) gelir aklıma.
Ve Taif denilince bir vefakâr dost gelir herkesin aklına: Zeyd b. Harise (r.a).
Vücudunu Allah Rasûlüne siper eden, vücudunu kalkan gibi kullanan bir aziz dost. Taif şehrinin çapulcu sürülerinin taşları önce Zeyd’e değmek zorundadır, Zeyd’in karşılayamadıkları, arta kalan taşlar Rasûlullah’a (s.a.v) değer.
Yanılıyor olabilirim, Zeyd b. Harise’nin (r.a) burada üstlendiği rol, hicret yolculuğunda Hz. Ebubekir’in üstlendiği rolden hiç de aşağı bir rol değildir.
Hz. Zeyd b. Harise’nin Kur’an’da adı geçen ve böylece kıyamete kadar ebedileşen tek sahabe oluşunda söz konusu bu Taif yolculuğunun önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum.
Evet, İsra ve Mirac denilince peş peşe bunlar gelir benim aklıma.
Ve bir dua gelir aklıma, bu taşlanmanın ardından Rasûlullah (s.a.v) ‘ın hemen oracıkta yaptığı o tarihi dua gelir aklıma. İyi dikkat edin bu duaya, bu yönelişe.

"Allah’ım! Kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü ancak Sana arz eder, Sana şikâyet ederim.
Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin zayıf görüp de dalına bindiği çaresizlerin Rabbi Sensin!
Allah’ım! Huysuz, yüzsüz bir düşman eline beni düşürmeyecek, hatta hayatımın dizginlerini eline verdiğin akrabadan bir dosta bile beni bırakmayacak kadar bana merhametlisin.
Allah’ım! Eğer bana karşı gazaplı değilsen, çektiğim mihnetlere, belalara hiç aldırmam. Fakat Senin merhametin bunları göstermeyecek kadar geniştir. Sana sığınırım, Senin vechinin nuruna sığınırım. Bütün karanlıkları aydınlatan, dünya ve ahiret işlerinin ıslahının yalnız kendisine bağlı bulunduğu Nûr'a sığınırım.
Allah’ım! Sen razı oluncaya dek affını diliyorum. Bütün kuvvet ve kudret ancak Sendendir!"

Dikkat ediniz! Bu yöneliş, bu yakarış, ayakkabılarının içi vücudundan akan kanlarla dolmuş bir Rasûlün yönelişidir, yakarışıdır.
Kendisine yapılan böylesine bir yönelişe, böylesine bir yakarışa Allah Azze ve Celle'nin bambaşka bir karşılık vereceği ne kadar da belli öyle değil mi?
İslam daveti Mekke şehrinde artık bir noktaya gelmiş düğümlenmişti. Ta baştan beri Mekke dışında bir başka şehrin kendisine iman edeceğini hissediyordu Allah'ın Rasûlü (s.a.v) Mekke'ye en yakın şehir de Taif şehri değil miydi? İşte bu ümitle gelmişti buraya Hz. Zeyd'i de yanına alarak.
Şehrin ileri gelen üç lideriyle görüşmeler yapmış, onları İslam'a davet etmiş, onlar bir takım kaypak ve politik cevaplarla daveti reddetmişler, bununla da kalmayarak şehrin ayak takımı gençlerini kaş göz işaretiyle Sevgili Resûlün üzerine salmışlar, onlar da şehrin bahçelerinin son noktasına kadar taş yağmuruna tutmuşlardı.
O günkü toplumsal ortam ve Mekke gelenekleri göz önüne alındığında bu olayın boyutlarının çok büyük olduğu görülür. Taif şehrinin İslam davetini reddetmesi bir yana, Rasûlü Ekrem (s.a.v) Efendimizin yeniden Mekke'ye girebilme ihtimali ortadan kalkıyordu. Mut'im bin Adiy isimli bir kişinin himayesinde Mekke'ye ancak girebilmişti.
İşte bu noktada gerçekleşiveren bu yakarışa mutlaka karşılık verecekti Merhametlilerin en Merhametlisi olan.
Rasûlünü kimseye bırakmadığını, kimsenin merhametine havale etmediğini, onu yalnız başına orta yerde koymadığını, asla terk etmediğini, hep onunla beraber olduğunu gösterecekti.
Fakat kim bilirdi ki O’nun bu sığınışının, bu yakarışının, gelinen bu son noktanın karşılığının İsra olacağını, Mi'rac olacağını?

Aslında böylesine cevap bulan bu etkin ve dopdolu yalvarışın, İsra ile, Mi'rac ile karşılık verilen bu yalvarışın arkasında sadece Taif taşlanması yatmıyordu elbette.
Rasûlullah (s.a.v)’ın ahsen bir kabul ile kabul gören bu yakarışın arkasında vefâkar bir eşin, aziz bir yoldaşın, müminlerin annesi Hz. Hatice'nin vefatının hüznü de vardı.
Bütün zevceleri arasında apayrı bir yeri olan Hz. Hatice'nin kaybedilmesinin inkisarı vardı. "Ben Allah'ın resûlüyüm, bana iman et" demeden, "Sen Allah'ın resûlüsün, Allah seni asla yalnız bırakmaz!" diyen ilk Müslüman’ın kaybedilmesi vardı. Daha evlenmeden önce Rasûlullah (s.a.v) Efendimizi hakkıyla takdir eden, Onun kadr-ü kıymetini, şanını ve izzetini idrak eden, iç dünyasını ve manevi cephesini ferasetiyle yakalayan o aziz kadının vefatının üzüntüsü vardı Taif dönüşü yapılan bu sıcak yakarışın içinde.
Ticaret kervanının başına getirdiğinde Onun ilerde Allah'ın sevgili bir kulu olarak ortaya çıkacağını tahmin eden, bütün bunları önceden bilerek ve isteyerek Resûlulah (s.a.v) ile evlenen vefakâr Hatice binti Huveylid'in bu dünyadan ayrılışının acısı vardı bu içli yakarışın geri planında.
Sadece ilk iman eden kişi olmakla kalmayıp, olgun bir kadın olarak Allah'ın Resûlüne bir ömür boyu moral veren, destek olan, bütün malını İslam davası uğruna feda eden, İslam davasının büyük destekçisi Hz. Hatice'nin artık bundan sonra yok olmasının verdiği tahassür vardı Taif dönüşü Allah'a böylesine yönelişinin gerisinde.
Rasûlü Ekrem'in Allah'a bu iltica edişinde, biri hariç, bütün çocuklarının annesi olan, kıyamet gününe kadar kendisinin pâk neslini sürdürecek olan, Ehl-i Beytinin kökünü kaybetmiş olmanın hüznü vardı.

Onun göklere anında ulaşıveren bu yakarışın gerisinde bir başka şey daha vardı.
Aynı yıl bir başka sarsıcı olay daha olmuştu, amcası Ebu Talip ölmüştü. Kendisini Mekke müşriklerine karşı yılmadan savunan, Ona bir zarar gelmemesi için her şeyini ortaya koyan Ebu Talib de o yıl ayrılmıştı dünyadan. Kureyş'in bu güçlü şahsiyetinin ölümüyle Peygamber Aleyhisselamı azgın müşrikler karşısında himaye edecek birisi kalmamıştı. Ebu Talib'in ölümüyle birlikte müşrikler iyice azgınlaşmışlar, Müslümanlara yaptıkları zulümleri artırmışlar, Resûlü Ekrem Efendimizi öldürmek için ilk defa ciddi girişimlerde bulunmaya başlamışlardı.
İşte bütün bunların beslediği hüzünle açıvermişti gönlünü ve ellerini Rabbine, ayakkabıları vücudundan akan kanlarla dolu olan o Resûl.
Hüzün Yılı demişler o yıla. Sanki Rasûlullah (s.a.v)’ın ondan önceki yılları neş'e içinde geçivermiş gibi.
Henüz anne karnındayken baba kaybetmenin, küçücük çocukken annesiz kalmanın, hele biri hariç bütün çocuklarının ölüsünü görmenin ne olduğunu böyle olmayanlar nereden bilsin? Şöyle bir bakıverin, Onun bütün bir ömrü hüzün dolu değil mi?

Her şey bir yana, Kur'an bile kendisine hüzünle iniyordu da Onun için okurken hüzünle okumamızı istiyordu bizden.
Fakat her şeye rağmen söz konusu olayların üst üste geldiği bu yıl, bir başka olmuştu.
İslam daveti Mekke'de kilitlenivermişti artık.
İşte böyle bir günde Allah Teâlâ, Resulüne büyük lütfunu gösteriyordu, Onu İsra'ya davet ediyordu, Mirac'a davet ediyordu. Bir rivayete göre Ka'be'de, bir başka rivayete göre Ümmü Hânî (r.a)'ın evinde böyle üzüntüler içerisindeyken Cebrail Aleyhisselam gelerek Rasûlullah (s.a.v) Efendimizi İsra ve Mi'rac yolculuğuna çağırıyordu.
İsra ve Mi'rac, Allah Teâlâ’nın Peygamberine olan en büyük lütuf ve ikramlarından birisidir.
Henüz dünyada iken onu ulaştırdığı en büyük makamlardan bir makamdır. Allah Azze ve Celle, her zaman kendisiyle beraber olduğunu, kendisini asla kâfirlerin insafına terk etmeyeceğini, kâfirler karşısında asla yalnız bırakmayacağını Resûlüne bu şekilde göstermişti.

Dikkatinizi Allah Teâlâ’nın yardım etme kanununa, kullarına lütufta bulunma, ihsanda bulunma âdetine çekmek istiyorum. Allah Teâlâ kendi yolunda olanlara yardım ve lütufta bulunurken, onlar bütün güçlerini, kuvvetlerini ortaya koymadan, varlarını yoklarını sarf edip tüketmeden asla yardımını göndermiyor. Bileklerindeki güç tükenmeden, dizlerindeki derman bitmeden, keselerinde, kasalarında olan tükenmeden Allah Teâlâ’nın yardımı gelmiyor. Müslümanlar Allah yolunda bir beşer olarak yapabilecekleri her şeyi yapmadan Allah Teâlâ ne Müslümanlara yardımda bulunuyor, ne de Müslümanların düşmanlarını helâk ediyor. İslam tarihini dikkatlice okuyan birisi, Kur'an-ı Azimüşşan'ı gözden geçiren bir kişi Allah Teâlâ’nın bu kanununu çok açık bir şekilde görür.


İsra ve Mi'rac'ın zamanlamasından şunu öğreniyoruz
Allah Teâlâ hep inkisara uğramış, kırılmış gönüllerdedir. Bütün yolların tıkandığı, bitti zannedildiği bir zamanda açılıyor göklerin kapısı.
Şimdi biz Müslümanlar olarak gerek fert fert ve gerek toplum olarak hüzün yılımızı yaşadık mı, hüzünlü yıllarımızı yaşadık mı dersiniz? Vakit, Allah Teâlâ’nın bize rahmet kapılarının açılmasının vakti midir dersiniz?
Bize denilseydi ki, Rasûlullah (s.a.v) Efendimizin hayatında bir İsra ve Mirac olayı gerçekleşecektir, bu ne zaman olsun, bunu hayatının neresine yerleştirelim? Allah Teâlâ’nın bu muazzam ikramı ne zaman verilsin kendisine? Belki çoğumuz kendi dünyamızı göz önünde bulundurarak derdik ki: “Mekke’nin fethinden sonra, insanların fevc fevc Allah’ın dinine girdiği esnada olsun bu İsra ve Mirac…”
Öyle ya, bizim dünyamızdaki ödüller hep böyle zamanlara denk getirilir. Bütün madalyalar, plaketler ve benzeri ödüller, kazanılan bir savaşın, elde edilen bir başarının ardından verilir.
İşte bu noktada Rabbimizin kanununun, sünnetinin ve âdetinin hiç de böyle olmadığını görüyoruz. Çünkü Mekke’yi fetheden kişiye, insanların akın akın Allah’ın dinine girmesine vesile olan kişiye verilen talimata dikkat edin: “Rabbini hamd ile tesbih et ve bir de tövbe ve istiğfar et!”

Bir noktaya dikkat çekerek bitiriyorum.
İsra ve Mirac olayından almamız gereken nice feyizler, dersler ve ibretler varken, bütün bunları bir tarafa bırakarak;
“Yok efendim İsra ve Mirac bedenen gerçekleşmedi, ruhen gerçekleşti, uykuda gerçekleşti. Mescid-i Aksa orası değil, ondan maksat şudur. Yok efendim Burak şudur, Refref ile kastedilen şudur…” gibi tartışmalara girerek ümmete zerre kadar fayda vermeyen, hatta bölünüp parçalanmalara sebep olacak konulara girmekten ne zaman vaz geçeceğiz?
İsra ve Mirac bizlere çok çok şeyler vermesi gerekirken, son zamanlarda niçin hep bizlerden bir şeyler alıp götürüyor?
E-posta: cemaat@nurkiyisi.com

[ Yazar  (--) | 21.07.2009 13:32:34 | Oy:  | Bu içeriğe oy verin ]
( Yorumlar (0) | Okunma : 310 | Bu Köşe Yazısını Yazıcıdan Çıkar)
---[BaYaTKoYu.NeT]---
Yaklaşım İnşaat Metal Nakliyat Turizm San. Tic. Ltd. Şti.
İstatistikler
Üyeler
» Son üyemiz : zxzx
» Bugün : 1
» Dün : 0
» Kayıtlı üye : 1042
» Kimler Bağlı : 0
 Bağlı üye yok..» Onay bekleyen : 0
» Banlanmışlar : 0
» İyiki Doğdunuz : 0
» Kadromuz : 6» #HakanHK » @BayDer » *SakirKapan37 » *SakirKapan » *kuaforxrecep » +SABANKURU 
Sitede aktif
» Üye : 0
» Misafir : 4
» Toplam : 4
» Bugün Giren Üye : 3
» IP No : 38.107.191.80
Siteye yaptiginiz katkilarin derecelerine göre puanlariniz hesaplanir. Bilgi:Forum sayisi*10, Cevap sayisi*3, K.yazisi*8 ve diger katkilariin 2 kati alinarak puan olusturulur... En Yüksek Puan:
1» Ozi_13 : 6671
2» HakanHK : 6119
3» kuaforxrecep : 4115
4» enes : 2413
5» sabancaliskan : 2306
6» idris : 1254
7» DIDEM : 997
8» SABANKURU : 826
9» bayatinguzeli : 655
10» MGAZEL : 616
En Çok Giris Yapanlar:
» kuaforxrecep : 8809
» Ozi_13 : 8164
» MGAZEL : 5413
» HakanHK : 5076
» enes : 3500
Site sayacı
» Bugün Tekil : 1395
» Bugün Çoğul : 1419
» Bugün Toplam : 2814
» Dün Tekil : 2867
» Dün Çoğul : 2902
» Dün Toplam : 5769
» Genel Tekil : 1176015
» Genel Çoğul : 1254872
» Genel Toplam : 2430887
BaYaTKoYu.NeT
Hit Menü
Hit dosyalar
» Snopy SG-404 Titreşi (209)
» Nod32 2.7 ---[Editör (138)
» avast! Home Edition (18)
» Becher Race 2003 1.1 (17)
» Age of Empires II: T (15)
Hit haberler
» E-Kayıt Yöntemi ile (2905)
» 2007 Öss ek kontenja (1461)
» Bayat Köyü Tanıtım V (1160)
» İsmail Türüt’ün şark (534)
» TOSYA'LI KÜÇÜK Ö (452)
Hit yazılar
» Ben Resule Doyamadım (1357)
» Vatanımı Özledim (548)
» bu mektup size efend (464)
» Kara Fatmanın Günlüğ (417)
» Mamak'tan Gelen (393)
  Hit Bağlantılar
» Bartech Bariyer (570)
» Yaklaşım İnşaat (513)
» TiyTiyToys - Oyuncak (410)
» AskBahcesi.Net - Aşk (229)
» İstanbul Sancaktepe (216)
Ençok okunan 5 konu.
» You tubeye girmek iç (8144)
» Haydi Galatasaraylıl (6858)
» Bayat Köyü nün tarih (5952)
» The sims hileler hil (5382)
» +393 ve +359 Alan Ko (4637)
BaYaTKoYu.NeT
Yeni Üye Kayıt
Kullanıcı Adı :
Şifre :
Şifre Tekrar :
Gizli soru :
Cevap :
E-Posta :
Mail Gizle :
  
BaYaTKoYu.NeT
BaYaTKoYu & HakanHK || HKWeb Dizayn
BaYaTKoYu.NeT © 2oo7 - 2010 ByCafer & Aspsitem Dekorasyon